www.mardinnethaber.com
Mustafa Erkar
e-posta : ferkar47@hotmail.com
Ekleme tarihi :26.05.2017
Kategori :
Okunma sayısı :453
Mardin'in tarihi hanlarından kesitler

Bundan önceki yazımda sizlere Mardin'in merkezinde bulunan tarihi Sok-ul bakar çarşısından söz etmiştim. Bu günkü yazımda özellikle bu çarşıda ve Mardin'in münhal yerlerinde bulunan 'Tarihi Hanlardan' ve hatta bu hanlarda yaşanan güzel anılardan dilim döndüğünce sizlere anlatmaya çalışacağım.

 

Tarih sayfalarını karıştırdığımızda hanların çıkış noktası Karahanlılar döneminde ribat olarak ortaya çıkmıştır. Selçuklular döneminde ücretsiz kervansaray olarak devam eder. Daha sonra Osmanlılar döneminde ise şehir merkezlerinde küçük kervansaray veya (han) olarak da isimlendirilir. Bu isim adı altında günümüze kadar devam eder.

 

Mardin, tarihi ipek yolu merkezinde olması sebebi ile önemli kervansaraylara ve hanlara ev sahipliği yapmıştır. Bu hanlar ve kervansaraylar, Mardin, dönemin en önemli ticaret merkezlerinden biri olduğunu göstermektedir. Âcizane yaptığım araştırmalar sonucunda bu hanlar hakkında topladığım bilgileri sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

 

Şu anda birinci cadde üzerinde bulunan Mardin Antik Sur Cafe o dönemlerde Musul ve Şam’dan gelen kervanlara ev sahipliği yapmıştır. Musul ve Şam’dan gelen kervanlar, beraberinde getirdikleri ticaret mallarını bu mekânda indiriyorlardı. Buradan da Mardin ve civarında bulunan ticaret erbabına dağıtılırdı. Kervanlar burada birkaç gün konakladıktan sonra tekrar temin ettikleri ticaret mallarını develerine yükler aynı istikamette yol alırlardı. Mardin Antik Sur Cafe yakın zamana kadar, uzun süre Nusaybin taksi durağı olarak da kullanılmıştır.

 

Bu hanlardan bir başkası Beyt Şeh-il seyyit hanıdır. Bu han latifiye camisinin hemen yanında bulunmakta olup, her ne kadar kullanılmıyorsa da hala eski otantikliğini korumaktadır. Bu han Mahmut ve Kemal adında iki ortak tarafından işletiliyordu. 90’lı yıllara kadar köylüler tarafından en çok rağbet gören hanlardan biriydi.

 

Han İzzo Soro-İzzettin Uncu (Soro: Kürtçede sarı veya sarışın anlamında lakap olarak kullanılmıştır.) Bu han Cumhuriyet çarşısında yer alıyor. Kapalı olmasına rağmen buradan geçenlere eski tarihi dokuyu yaşatıyor. Bu han da Beyt Şeh-il seyyit hanı gibi 90’lı yıllara kadar köylüler tarafından büyük rağbet görmüştür.

 

Günümüzde1. Cadde üzerinde bulunan tarihi kapalı çarşı (Arasa) olarak da bilinen mekân, han olarak kullanılmıştır. Burası Hasan ve Zeki Daravi adındaki şahsiyetler tarafından işletiyordu. Burada sekiz nalbant ve birçok seis çalışıyordu. Hasan ve Zeki Daravi’nin himayesinde (arasa hanı) dışında aynı civarda irili ufaklı birçok han mevcuttu. Cumhuriyet meydanının alt kısmında hala mevcut olan Yıldız Hamamı da han olarak kullanılmıştır. Burası Halil Hamre (Halil Kırmızıoğlu) tarafından işletiliyordu.

 

Bunların dışında Han Bety Çeçço- bu hanın işletmeciliği ise Yasin Çeçen tarafından yapılıyordu. Mevki olarak birinci cadde üzerinde üç yol inişinin hemen sağında bulunan tarihi bir binanın altında bulunuyor. Burası son zamanlarda çeşitli meslek erbabı tarafından imalat atölyesi olarak da kullanılmış olup, şu anda atıl durumdadır. Han Ğeno ise Gani Tuğmaner tarafından işletilmiş, mevki olarak Hasan Ammar çarşısında bulunuyordu.

 

Han Hilmo- Sok-ul Dakék (Uncular çarşısı) olarak bilinen yerde hizmet veriyordu.

Han Yusuf Emşo Innısrani (Arapçada nısrani Süryani demektir.) Buradan Mardin de yaşayan Süryaniler de hancılık mesleğiyle uğraştıkları anlaşılıyor. Han Selim Kemilé de mevki olarak Cumhuriyet çarşısında olup, uzun yıllar buraya gelen kervanlara hizmet vermiştir. Han Beyt-il Daravi: Sok-ul bakar çarşısında işlek hanlardan biriydi. (Daravi; Elkatmış soyadlı Mardinli bir ailenin lakabı manasındadır)

 

Bu hanlarda çok meşhur cambazlar bulunurdu. Cambaz demek; binek hayvanlarını satışa getiren köylülere belirli yüzdelik karşılığında satışta yardımcı olan kişilere denilirdi. Bunlar çok hünerli ve becerikli kimselerdi. Bu cambazlar özellikle Beyt Şeh-il seyyit hanında bulunurdu. Bunların içinde de en maharetli ve en beceriklisi de Suphi Erginoğlu (Suphi Denno) imiş.

 

Bu konuda büyüklerimden duyduğum bir anıyı sizinle paylaşmak istiyorum:

-Köylünün biri ayağı sakat, bir gözü kör olan merkebini satmak için Beyt Şeh-il seyyit hanına getirerek Suphi amcaya teslim eder. Suphi amca merkebi methetmek için bağırmaya başlar.

-Bu gördüğünüz merkep saatte bu kadar yol alır.

-Bu kadar yük taşır.

-Sahibi iyi sürerse çok hızlı gider.

-Çok uysal ve sahibine sadıktır diye övmeye başlar.

Merkebin sahibi bunu duyunca Suphi amcaya yavaşça yaklaşır ve der ki:

- Merkebim gerçekten bu özelliklere sahip mi? Merkebim eğer gerçekten bu özelliklere sahipse, onu satmaktan vazgeçiyorum. Onu bana satar mısın? Dedikten sonra cebinden bir miktar para çıkarır, Suphi amcanın cebine indirir.

Suphi amca merkebi o kadar güzel metheder ki merkebin sahibi bile bu meddahlığa inanır. Tabi ki anlattığım bu hanlarda yaşananlardan bir tanesi. Gerisini siz düşünün.

 

Saygılarımla…

Bu haber için henüz yorum yapılmamış..
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.Yazılı izin olmadan ve kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Mardinnethaber.com