www.mardinnethaber.com
Mustafa Erkar
e-posta : ferkar47@hotmail.com
Ekleme tarihi :02.12.2016
Kategori :
Okunma sayısı :1363
EY VAH! MEMLEKETİMİN HALİNE

Mardin'in kaderindenmidir, şansındanmıdır ya da bahtındanmıdır bilinmez ama bilinen bir gerçek var ki o da; Mardin'de yönetim kademesinde olan siyasetçilerin ve idarecilerin görevlerini hakkıyla yerine getirmiyor olacaklar ki, nereye baksak, neye el atsak bir türlü bu kadim şehrin sorunları ardı arkası kesilmiyor.
Memleketimin hangi sorunundan bahsedeceğimi, nereden ve nasıl başlayacağımı bilemiyorum. İnsanoğlunun sorunları çok olunca konuşmada olduğu gibi yazıda da bazen tıkanabiliyor. Aman canım sende, memleketin ne sorunu olabilir ki söylen-diğinizi duyar gibiyim. Evet, doğrudur. Belki size göre yanılıyor olabilirim. Biraz sonra anlatacaklarım doğru ve ya yanlışı ortaya koyacaktır sanırım.
Bu günkü yazımda sözlerimi fazla uzatmadan, evirip çevirmeden vatandaşların kangren hastalığı haline gelen Mardin Devlet Hastanesinde hasta ve hasta yakınlarının yaşadıkları sıkıntıları, çektikleri çileleri sizlere paylaşmaya çalışacağım.
Bundan bir süre önce alelacele alınan kararlarla üç hastaneyi bir araya getirerek, bu üç hastanenin birleşiminden oluşturulan ve "Sağlık Kompleksi" diye adlandırılan bu hastanede vatandaşın yaşadıkları herkesçe bilinen bir gerçek. Vatandaşın kafasını kurcalayan soru şu.
­-- İki hastanemiz boş dururken ve bu hastaneler çürümeye terk edilirken, bu kadar hastayı neden bir hastaneye mahkûm ettiler?
Evet; tam bu noktada bizde tıkanıyoruz ve merak ediyoruz. Neden!..
Geçenlerde ortamı yerinde görmek için ve her hangi bir rahatsızlığım olmadığı halde şöyle bir hastaneye gideyim dedim. Orada karşılaştığım manzara gerçekten beni çok ürküttü. Çünkü her yaştan ve her çeşit hastalıktan şikâyeti olan vatandaşlarımız aynı yerde iç içe muayene olmak için sıra bekliyorlardı. Bunların içinde bu hastanede hiç alışık olmadığımız doğum muayenesine gelen hastalar da bulunuyordu. Tam o esnada, Kadın doğum polikliniğinde muayene olmak için sıra bekleyen bir bacımız beni tanıyor olacak ki bana yaklaşarak söylediği şu sözler beni gerçekten çok etkiledi. "Şu halimizi görüyormusunuz? Eski kadın doğum hastanesinde bizler çok rahattık. Bir aile gibiydik. Hepimizin hastalığı aynıydı. Birbirimizden utanmazdık. Burada ise her türden hastayla karşılaşıyoruz. Buraya gelirken bebeğimizin enfeksiyon kapmasından korkuyoruz. Bu kadar kalabalığın içinde olmak istemiyoruz. Birileri sesimizi duysun istiyoruz” diyen bacımızın bu sözleri, sanırım hastanede yaşananları anlatmak için yeterde artar.
Şehir dışından doğum için getirilmiş olan bir hastayı doğumdan sonra yatak yetersizliğinden dinlendirilmeden hemen taburcu ediliyor olması, hastane de dolaşırken değişik hastalıklardan yatan hastaların aynı servislerde yatırılıyor olması, sıra kayıt, poliklinik, sonuç alma, ultrason, röntgen ve buna benzer yerlerde oluşan uzun kuyruklar. Buna ek olarak hastaneye gelen vatandaşların zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilmek için halen adam akıllı bir kantinin olmayışı ve daha sayamadığın onlarca sorun. Madem bu sıkıntılar yaşanacaktı, ne diye bu hastane yapıldı anlamış değilim?
Mardin halkına mal olmuş güzel bir özdeyiş vardır. Bu özdeyiş Türkçeye çevrildiğin zaman manasında anlam kayması olabiliyor. Onun için bu sözü yanlış ifade edersem Mardinli hemşerilerimin beni affetmelerini istiyorum. Söz şöyledir: İsim ikbir, âla zay'a xarabé (Büyük ya da güzel ismi, sahipsiz ve bakımsız bir köye yakıştırmak) anlamına gelen bu özdeyiş Mardin için söylenmiş olmazsa da büyüklerimiz yıllar önce çok yerinde söylemişlerdir.
Geriye dönüp baktığımızda bu memleket için çalışmış çok az sayıda siyasetçi ve idareci hatırlıyor ve onları hayırla yâd edebiliyoruz. Katkısı olmayanları ise, bu halk neyle yâd edecek bilemiyorum.
Onu da sizlerin takdirine bırakıyorum.
Saygılarımla…

 

Bu haber için henüz yorum yapılmamış..
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.Yazılı izin olmadan ve kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Mardinnethaber.com