www.mardinnethaber.com
Lütfü GÜNLÜOĞLU
e-posta : emniyet@hotmail.com
Ekleme tarihi :16.05.2016
Kategori :
Okunma sayısı :1487
Modern Asrımızın Çılgınlığı; israf

 İsraf kavramını sadece yiyecek-içecek, mal-mülk ve maddî
imkânlarla alâkalı olarak düşünmemek gerekir. İsrafı, maddî-manevî
her türlü nimetin yaratılış gayesine ters bire şekilde kullanılması ve
boşu boşuna harcanması olarak değerlendirmek en doğrusudur.
Dolayısıyla, giyim-kuşamda, içinde oturulan binada ve evin tefrişinde
olduğu gibi, zaman ve sağlık gibi nimetlerde de israf söz konusudur.
            Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi, Yeşilay Cemiyeti her türlü zararlı madde ve zararlı alışkanlıklara karşı mücadele eden bir sivil toplum kuruluşudur.
            Bu yazımda sizlere çağımızın yaygın ve çılgın hastalığı olan “İsraf Bağımlılığı”ndan söz etmek istiyorum.
            İsraf, Arapça bir kelime olup anlamı ‘aşırılık’ demektir. Eşyanın kullanımında yada davranışlarda haddi aşmaktır. Bu anlamıyla israf, sadece maddiyatta değil; zamanda, sağlıkta ve buna benzer birçok alanda olabilir.
            Bağımlıkların birbirini tetiklediği bilinen bir gerçektir. Televizyon bağımlısı olan insanlar her gün zorunlu olarak izlettirilen reklamlar sayesinde birer alışveriş ve tüketim çılgını oldular.  Bu da israfın en üst sınırıdır. Yüce dinimiz İslam, başta yeme-içme, giyim-kuşam, araba, ev ve eşya gibi maddî ihtiyaçlar olmak üzere her nimetten istifade ederken aşırılıktan kaçınmayı emrediyor.
            Yüce Kitabımız Kur’an Araf Süresinde “…Yiyiniz, içiniz ancak İsraf etmeyiniz. Çünkü O İsraf edenleri sevmez” diye buyrulmaktadır. İsrafın da dinimizce haram olduğu bu ayetten açıkça anlaşılmaktadır.
            Geçen yıl Dünya Gıda Örgütü korkunç bir gerçeği açıkladı: “Fazla yemekten dolayı ölenlerin sayısı, açlıktan ölenlerin sayısından fazladır” Bu tespit yemekte israfın  boyutlarını ortaya koymaktadır.
            Dinimiz bizi savurganlıktan, lüks yaşamdan alıkoyuyor; iktisatlı bir hayat tarzına yönlendiriyor.              İsraf içinde geçen bir yaşam, yaratıcının verdiği nimetlere ve onları gönderene karşı büyük bir saygısızlıktır. Aynı zamanda hırs, kanaatsizlik ve zillet gibi hastalıkların da başlıca sebebidir. Çünkü müsrif adam, İlahî takdire ve alın teriyle elde ettiğine razı olmaz, sürekli daha fazlasını ister. Hiç şükretmez, daima şikâyet eder durur. Helal rızkını az bulur, gayr-ı meşru olup olmadığına aldırmadan daha çok kazanmanın peşine düşer.  Yüce kitabımız Kur’an, saçıp savurmayı da yasaklıyor ve savurganlığı şeytanî bir sıfat olarak anlatıyor. Ancak şunu belirtmek gerekir ki; saçıp-savurmak az,  ya da çok harcamak değildir. Önemli olan "ne kadar" değil, "nereye" ve “nasıl” harcadığımızdır. Dinimize göre, bir insan bütün malını-mülkünü Allah yolunda infak etse de savurganlık yapmış sayılmaz; fakat gayr-ı meşru bir iş için sadece birkaç kuruş da harcasa yine de "savurganlık" kabul edilir.              Doğrusu, savurganlıkla cimrilik arasında bir orta yol tutmaktır. İslâm, nimetlerin kıymetini bilip onlara şükürle mukabele etmek gerektiğini belirtmiştir. Dolayısıyla iktisat, insanı cimriliğe de sürüklememelidir. İnanan insanlar, bir taraftan saçıp savurmaktan uzak kalmalı, öte yandan  asla cimri olmamalıdır. İsraftan kaçınmalı, ama Hak yolunda infakta bulunmaya da can atmalıdırlar.              Kur'an-ı Kerim Hz.Peygambere hitaben, iktisat dediğimiz bu orta yola işaret eder ve: "Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma ki herkes tarafından ayıplanan, kaybettiklerine hasret çeken bir hale düşmeyesin." (İsrâ, 17/29) buyurur. Ayrıca, "Rahman'ın o has kulları, harcamalarında ne israf eder ne de eli sıkı davranırlar; bu ikisinin arasında bir denge tuttururlar." (Furkan, 25/67) diyerek, seçkin kulların bu önemli vasfına vurguda bulunur.               İsraf kavramını sadece yiyecek-içecek, mal-mülk ve maddî imkânlarla alâkalı olarak düşünmemek gerekir. İsrafı, maddî-manevî her türlü nimetin yaratılış gayesine ters bire şekilde kullanılması ve boşu boşuna harcanması olarak değerlendirmek en doğrusudur. Dolayısıyla, giyim-kuşamda, içinde oturulan binada ve evin tefrişinde olduğu gibi, zaman ve sağlık gibi nimetlerde de israf söz konusudur. Bir insanın yarım ibrik su ile abdest alması mümkün iken, lavaboda musluğu sonuna kadar açıp iki ibriklik su kullanması nasıl israfsa, altı saatlik uyku ile dinlenebilecekken sekiz saat uyuması da aynı şekilde israftır. Sağlık uzmanları bu durumu şöyle ifade ederler: “Aşırı yemek beden sağlığını, aşırı uyku da ruh sağlığını bozar” İsraftan uzak, sade ve sağlıklı bir yaşam geçirmeniz dileğiyle, başka bir yazıda buluşuncaya dek kalın sağlıcakla.

 

Bu haber için henüz yorum yapılmamış..
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.Yazılı izin olmadan ve kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Mardinnethaber.com