www.mardinnethaber.com
Mustafa Erkar
e-posta : ferkar47@hotmail.com
Ekleme tarihi :28.04.2016
Kategori :
Okunma sayısı :1181
Sok-ul Bakar'ın Baş Bakkalları

Geçmişten günümüze eskiye yönelik bir yeri veya bir dönemi anlatmaya çalışırken sözlerimize hep “bir zamanlar” deyimini kullanarak başlıyoruz.

Evet! Bu günkü yazımda gerçekten bir zamanlar diyebileceğimiz Mardin’in en eski tarihi mekânlardan biri olan ‘Sok-ul bakar (Cumhuriyet Çarşısın) da uzun yıllar boyunca Baş Bakkallık yapmış değerli şahsiyetleri sizinle paylaşmaya çalışacağım.  

Birçoğumuz bir Mardinli olarak mutlaka Cumhuriyet Çarşısı’ndan defalarca alışveriş yapmışızdır. Şöyle bir 25-30 yıl geriye doğru gittiğimizde bu çarşının bir sebze hali kadar işlek ve aktif olduğunu görebiliyoruz.

O bildiğimiz birkaç metre karelik dükkânlarında yıllarca toptan meyve-sebze ve buna benzer birçok doğal köy ürünlerinin satışını yapan baş bakkalların isimlerini ve Mardin halkı tarafından bilindik lakaplarını sizlere hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Çarşının girişinden başlayarak sırasıyla isimlerini hatırlamaya çalıştığımız baş bakkalların isimleri şunlardır: Ahmet Topal, Faraç beg-Olgac, İzzet Zone-Işık, Behcet Beg-Olgac, Cemil Beg-Olgac, İzzet Latto-Aydın, Davut Beg-Olgac, Rijdi Denno-Erginoğlu, Ahmet Tatar-Patır, Hacı Arap Karataş, Aziz Kadıro-Başçı, Hacı Süleyman Bayraktar, Şeyhdavut Arabo-Düzgören, Kadri Kıj-Çınaroğlu ve Şeyh Cemil Aydın ki bu hala hayatta olup, aynı çarşıda eskisi kadar olmasa da geçmiş yaşına rağmen aynı dükkanda esnaflığa devam etmektedir. Bunlardan ahirete intikal edenlere Allah'tan rahmet, kalanlara da sıhhat ve afiyet diliyorum. İsmini hatırlayamadığım ya da unuttuğum varsa onlardan helallik istiyorum.

Daha eski tarihlere gittiğimiz zaman diğer sanatlarda olduğu gibi bu çarşıda dönemin en büyük baş bakkalları arasında Süryanilere de rastlayabiliyoruz. Bunlardan biriside geçmişi 1950’lere kadar dayanan ‘Melké' adında ki baş bakkaldır. Aynı dönemde ve aynı çarşıda ‘Melké' baş bakkallık yapmış Ahmet Tatar ismine de rastlayabiliyoruz.

Baş bakkallar, köylünün getirdiği köy ürünlerini toptan satın alır, buradan şehrin muhtelif yerlerinde bulunan küçük mahalle bakkallarına ve bu işle meşgul olan diğer esnaflara satarlardı.

Çarşıya şöyle bir baktığımızda Şey Yusuf (sok-ul bakar camisi,) yıldız hamamı, Arfuné Kıraathanesi, Başak Oteli ve köşk sinemasının bu çarşıda bulunmaları bir zamanlar çarşının ne kadar işlek ve ticari önem taşıdığını görmekteyiz.

Mardin’in büyük ve tarihi camilerinden olan (Ulu cami-Latifiyé) gibi  önemli camilerin bu çarşıya yakın olmalarına  rağmen, çarşıda bulunan Şeyh Yusuf camisi sanki bu çarşıya has yapılmış özelliği taşımaktadır. Çarşı esnafı dükkânlarını açmadan önce burada sabah namazını eda eder, daha sonra Allah'tan helal rızık dileyerek işe koyulurlardı.

Nasıl ki şimdilerde esnaf, iş yok bahanesiyle dükkânlarını geç saatlerde açıyorlarsa, o zamanın esnafı da bereketin erken saatlerde olduğuna kanaat getirerek; ‘Bismillah’ diyerek dükkânlarının kepenklerini sabahın erken saatlerinde açıyorlardı.

Saat dokuz, on sıralarında işlerini bitirerek, hepsi olmasa da bunlardan bir kaçı mutlaka bir araya gelir, o günün yorgunluğunu üzerlerinden atmak için çaylarını, kahvelerini koyu bir muhabbetle yudumlarlardı. Tabi ki bunun yanında o dönemin meşhur oyunlarından olan domino, tavla, dama ve satranç oyunları baş bakkalların vazgeçilmezleri arasındaydı. Burada kendi aralarında yaptıkları kıya sıya mücadeleler gerçekten görülmeye değerdi. Bu müsabakaları seyretmek için kendi yaşlarında müdavim seyircileri de vardı.

Baş bakkallar o dönemin akil insanların görevini de yürütürlerdi. Kimin bir davası veya bir sorunu olursa mutlaka onlara danışırdı. Onlarda bir araya gelerek, davalının veya dertlinin derdiyle dertlenerek bir çözüm ararlardı. Şehirde bulunan diğer meslekteki esnafların çoğu da bu şahsiyetlerin sözlerine ve verecekleri kararlara itimat ederlerdi.

Sok-ul bakar, dönemin sebze hali görevini yürütüyordu. Mardin’e bağlı köyler ürettikleri yoğurdu, peyniri ve mevsimine göre sebze ve meyveleri o dönemlerde şimdiki gibi özel ambalajlar ve kasalar olmadığı için köylü kendi imkânlarıyla ördüğü sellé, zembil ve kilbiş gibi el yapımı sepetlere doldurularak, at, katır ve binek sırtında saatlerce yol alarak sabah ezanıyla birlikte mutlaka çarşıda olurdu. Köylü bunu yapmak zorundaydı. Çünkü o dönemlerde dükkânlar mutlaka sabah erkenden açılır, öğle saatine varmadan köylünün getirdiği ürünlerin tümü satılırdı. Köyden geç gelenler ise ürünleri müşteri bulmaz, ertesi güne kalmak zorunda kalıyorlardı.

1983 yılında yaptırılan Mardin sebze hâlinden sonra ‘sok-ul bakarın baş bakkalları' yavaş yavaş özelliklerini yitirmeye başladılar. Komisyoncular tarafından başka İllerden getirilen çeşitli meyve-sebzeler,  mahalle bakkalların ve bu işle meşgul olan diğer esnafların ilgisini çekmiş, bundan böyle tüm bakkallar sebze haline yönelince, bu çarşıda uzun yıllar baş bakkallık yapan bu esnafın yavaş yavaş yok olmasına neden oldu.

2001 yılında dönemin belediyesi tarafından köy minibüslerinin de çarşıya girişleri yasaklanmasının ardından bu çarşıda bulunan bir zamanların büyük değerleri olan “Sok-ul bakarın Baş bakkalları” sayfası ne hazindir ki böylece tamamıyla kapanmış oldu.

Bir dahaki yazıda buluşmak umuduyla...

Bu haber için henüz yorum yapılmamış..
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.Yazılı izin olmadan ve kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Mardinnethaber.com