www.mardinnethaber.com
Lütfü GÜNLÜOĞLU
e-posta : emniyet@hotmail.com
Ekleme tarihi :16.12.2007
Kategori :
Okunma sayısı :1494
AB-I HAYAT

 Sevgili okurlarım,
 Bu yazımda havadan sudan söz etmek istiyorum! Evet, evet yanlış okumadınız; havadan sudan.
 Havanın tüm canlılar için hayati öneme sahip olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Belki havanın israfından söz edilemez. Ama hava kirliliğinden bahsedebiliriz. Özellikle sanayinin yoğun olduğu bölgelerde hava kirliliği had safhaya ulaşmış, hayat bu yerlerde çekilmez bir hal almıştır. Başta insan olmak üzere bütün canlıların yaşam ve sağlığı tehdit altındadır.  Özellikle insan için havasız bir yaşam mümkün değildir. En fazla birkaç dakika havasız yaşayabilir.
 Su ise, hayatın vazgeçilmezidir; su hayatın ta kendisidir.
 Hatta 30 yıldır suyun dirilişin kaynağı olduğu da bilinmiştir. Yani, başta insan olmak üzere bütün canlıların sudan yaratıldığı anlaşılmıştır. Bu yazımda hava ve suyun öneminden çok, kullanım şekilleridir. Mardin’de yıllardır su sıkıntısı olduğu bilinmektedir. Mardin su probleminin çözümü bütün siyasiler için malzeme olmuştur. Her iktidar döneminde sorunun çözümü için sözler verilmiş, ama bir türlü yerine getirilmemiştir. Bu iktidar döneminde de beyaz suyun Mardin’e getirileceği söylendi ve bu yolda çok süratli çalışmalar yapıldı.  Sanıyorum ki, en yakın zamanda Mardin’in su derdi/sıkıntısı bitecektir.
 Ama bana sorarsanız Mardin’in hiçbir zaman su sorunu olmamıştır. Mardin’in, daha doğrusu ve açıkçası her bölge de olduğu gibi en önemli sorunu; israf ve savurganlıktır.
 Biz kesin olarak biliyoruz ki, yıllardır arızalı olan su şebekesi bir türlü yenilenmemiştir. Şebekenin yıpranmış/eskimiş oluşu şehre verilen suyun önemli bir kısmının (bu miktarın % 40 olduğunu sanıyorum) boşa gittiği bilinmektedir.
 Diğer bir husus da; adaletsiz bir dağılımın söz konusu oluşudur. Şu an ki durumu bilmem ama, geçen dönemlerden hepimiz biliyor ve hatırlıyoruz ki,  bazı mahalleler her gün su alırken, bazı mahalleler de 10 günde, 15 günde, hatta ayda bir defa alabilmektedir. Bu durum Mardin’de su çilesini daha da arttırmıştır.
 Şu anda Yenişehir’de oturanların büyük bir kısmı su ihtiyacını tankerle karşılamakta ve yüksek bir bedel ödemektedir. Buna da şükür, ya bu tankerler de olmasaydı ne yapacaktık. Sevgili okurlarım, ben tekrar asıl soruna gelmek istiyorum; israf ve savurganlık meselesine.
 Ben kesinlikle inanıyorum ki, “Beyaz Su” Mardin’e getirilse dahi şikâyetlerimiz yine de bitmeyecektir. Beyaz Suyun gelişi sadece israf ve savurganlığımızı daha da arttıracaktır. Ben tasarruf derken, kullanmamayı kastetmiyorum. Amacım su kaynaklarının daha verimli bir şekilde kullanılmasını teşvik etmektir.  İşte bütün mesele bu. Özellikle bu köşemden bayanlara seslenmek istiyorum: suyu gereği kadar kullanalım, su musluklarını açık bırakmayalım, damlatan muslukları tamir ettirelim… göreceksiniz Mardinimiz  su sıkıntısı çekmeyecektir.
  Bir an için suyun yok denecek kadar az olduğunu düşünelim. Böyle bir bir durumda suyun önemini nasıl anlıyorsak, suyun bol olduğu zamanlarda da aynı hassasiyeti gösterelim. Çölde kalmış bir insanın susuz halini tasavvur edin. Bu insanın yerinde olmak ister miydik? Suyun önemini kavramak için çölde kalmak gerekmiyor. İsrafın ve savurganlığın olmadığı bir dünyada daha sağlıklı bir yaşam dileğiyle…
 Her şey gönlünüzce olsun.

Bu haber için henüz yorum yapılmamış..
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.Yazılı izin olmadan ve kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Mardinnethaber.com